Tem
29th

Kamyondaki bombalar Ergenekonla aynı

Posted by MotheuS

Ankara’da 10 Mart 2010 günü sivil plakalı bir kamyoda ihbar üzerine ele geçirilen Özel Kuvvetler Komutanlığı’na ait 900 adet el bombasının Kriminal Laboratuar’daki incelemesi tamamlandı. Bombaların, Ergenekon kapsamında 59 ayrı olayda daha önce kullanılan bombalarla “kardeş” olduğu anlaşıldı.

BOMBALAR SABIKALI ÇIKTI

Özel Kuvvetler Komutanlığı’na götürüldüğü açıklanan 900 bombanın seri numaraları, Emniyet kayıtlarında bulunan ve çeşitli olaylarda kullanılan el bombalarının seri numaralarıyla karşılaştırıldı. Kamyondaki bombalar, 59 ayrı olayda kullanılan el bombası ile ‘kardeş’ çıktı. Ergenekon soruşturması kapsamında 12 ayrı olayda ele geçirilen bombalarla da aynı seriden olduğu anlaşıldı.

İHBAR YAPILMIŞTI

İncelemede, kamyondaki bombaların Ergenekon soruşturmasını başlatan Ümraniye, Yarbay Mustafa Dönmez’e ait Zir Vadisi ile Poyrazköy ‘de toprağa gömülü halde bulunan el bombalarıyla da aynı seriden olduğu belirlendi.Ankara Polisine 10 Mart 2010 günü gelen bir ihbarda, beyaz bir kamyonun askeri mühimmat taşıdığı, mühimmatın Türkiye’nin farklı illerine dağıtılacağı ve ardından kirli eylemler yapılacağı öne sürülmüştü.

İhbar üzerine harekete geçen Terörle Mücadele Şubesi ekipleri plakası belirtilen kamyonu şehir içinde durdurmuştu. Emniyete çekilen kamyonda yapılan aramada 900 adet seri numaraları belli el bombası bulunmuştu. Mühimmat nakliyesinin Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne bildirilmediği de ortaya çıkmıştı.

59 OLAYDA AYNI BOMBA

Ergenekon soruşturmasını başlatan el bombaları 12 Haziran 2007′de Ümraııi-ye’de bir gecekonduda ele geçirilmişti Buradaki 18 el bombasından 2’si kamyon daki 125 bomba ile aynı seriden.

* 7 Ocak 2009′da Yarbay Mustafa Donmez’in Sakarya’daki yazlığında ele ge çi ri len el bom ba ları kam yon da ki 12 bomba ile ‘kardeş’ çıktı.

ZİR VADİSİ VE POYRAZKÖY

Yarbay Dönmez’de bulunan krokiden hareketle 12 Ocak 2009′da Ankara Zir Vadisi’nde gömülü 10 el bombası, kamyondaki 25 bomba ile aynı seriden.

* 21 Nisan 2009′da Poyrazköy kazılarında ele geçirilen 2 el bombası kamyon da bulunan 25 bomba ile aynı seri çıktı 6 Temmuz 2007′de Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi operasyonunda Ahmet Cinali’den ele geçirilen el bombası kamyondaki 130 el bombası ile kardeş Bu bomba aynı zamanda, Yarbay Dönmez’in evin den çıkanlarla da aynı seriden.

MERSİN’DEN K. MARAŞ’A

Ergenekon kapsamında 12 Aralık 2008 de Trabzon’da Özel Harekat Polisi Hasan Akyüz’ün evinde bulunan 8 el bombası ile kamyondaki el bombaları aynı kafıleden. Bu bombalar, Yarbay Dönmez ile Ümraniye bombalarıyla da aynı seri.

* 2006′da Küçükçekmece’deki Eğirdir Tekstil’de bulunan 4 bombadan biri kamyondakiler ve Yarbay Dönmezin evinde ele geçirilenlerle aynı seriden çıktı.

* Ergenekon kapsamında 5 Eylül 2009′da Kahramanmaraş’ın Döngel Köyü’nde bulunan bir el bombası, 24 Mayıs 2008′de Antalya’da hırsızlık zanlısı Abdülvehhap Salman’da ele geçirilen el bombası ile 23-30 Nisan 2008′de Mersin’de köylulerin bulduğu 4 el bombası kamyondaki Özel Kuvvetler bombaları ile aynı seriden olduğu tespit edildi.

Tem
27th

Hangi gazeteye kaç bin dava açıldı?

Posted by MotheuS

Adalet Bakanlığı’nın Kasım 2009′da 4 bin 139 olarak açıkladığı soruşturma sayısının son 6 ayda 5 bini geçtiği öğrenildi. Konuyu gündeme getiren Zaman, Taraf, Bugün, Yeni Şafak, Star ve Vakit gibi 6 gazeteye açılan soruşturma sayısı 3 bin 500′ü geçti. Bunlardan yaklaşık 2 bini davaya dönüştü.

Ayrıca davalar sadece basın savcıları tarafından da açılmıyor. Bu yola ağır ceza hakimleri de başvurur hale geldi. Sorumlu yazı işleri müdürleri, gazetecilere gözdağı verilmek istendiğini dile getiriyor.

Kesinleşmiş 50 ay hapis cezası bulunan ve hakkında 40 dava açılan Star Gazetesi yazarı Şamil Tayyar’ın köşe yazılarına ara vermesiyle birlikte gazetecilere uygulanan yargı kıskacı yeniden gündeme geldi. Son üç yıldır Türkiye’nin en önemli davası Ergenekon hakkında yazı yazan gazeteciler adeta davalarla boğuşuyor. Davalar sadece basın savcıları tarafından da açılmıyor. Tahliye kararlarıyla gündemden düşmeyen İstanbul 9. ve 12. Ağır Ceza Mahkemesi hâkimleri de sıkça dava açma yoluna başvuruyor. Üstelik bu hâkimler asliye ve ağır ceza mahkemelerine açtıkları davalarla yetinmeyip bir de tazminat talep ediyor. Yüzlerce soruşturma ve trilyonları bulan tazminat davasıyla mücadele eden gazeteciler, hâkimlerin suçlamalarıyla da baş etmek zorunda.

Caydırıcılık amacıyla gazetecilere açılan soruşturma ve davalar amacına ulaşıyor. Bunun en güzel örneği, hakkında kesinleşmiş 50 ay hapis cezası bulunan Star Gazetesi Yazarı Şamil Tayyar. Yargı baskısı ve tehditlere dikkat çekmek isteyen Tayyar, sonunda isyan bayrağını çekti. Tayyar, 16 Temmuz’daki son yazısında sessiz sedasız okurlarına veda etti. Hakkında istenilen hapis cezası 100 yıla ulaşan Tayyar, davaların Ergenekon hakkında yazan gazetecileri yıldırmaya yönelik olduğuna dikkat çekiyor.

Hakkında açılan dava sayısı 50′yi bulan Zaman Gazetesi Yargı Muhabiri Büşra Erdal, davalarla gazetecilerin cezalandırılmak istendiği görüşünde. Hâkimlerin ‘yine haber yap yine dava açtırırız, davada müdahil olacağız.’ şeklindeki caydırıcı tavırlarıyla karşılaştıklarını dile getiren Erdal, “Gün aşırı mahkemeye çıkıyoruz. Artık iş hak aramaktan, kanunu uygulamaktan çıktı.” diyor. Gazeteci Erdal, Türk Ceza Kanunu’nda ‘gizliliği ihlal’ ve ‘adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ suçlarının düzenlendiği 285 ve 288′inci maddelerinin Ergenekon davalarını takip eden gazetecilerin üzerine doğrultulmuş bir silah gibi olduğuna dikkat çekiyor. Erdal, “Yakında Ergenekon’u yazan gazeteci kalmayacak” diyor. Taraf Gazetesi’nde Ergenekon’la ilgili haberler yapan Dicle Baştürk ise geçtiğimiz hafta hakkında haber yaptığı bir hâkimin kendisini ‘Bunun hesabını vereceksiniz’ diyerek tehdit ettiğini söylüyor. Şamil Tayyar’a meslektaşları ve hakkında dava açılan diğer Ergenekon mağduru gazetecilerde destek veriyor. Bugün Gazetesi Ankara Temsilcisi Adem Yavuz Arslan, davaların gazetecilere yönelik sansür olduğunu dile getirerek, ” Yasal düzenlemeler hemen yapılmazsa Şamil Tayyar yalnız kalmayacak. Hepimiz yazı yazmaktan korkar olacağız.” yorumunda bulunuyor.

Gazetelere açılan davalar:

Zaman Gazetesi hakkında bin soruşturma açıldı, 553′ü davaya dönüştü.

Star Gazetesi hakkında bin 500 soruşturma açıldı, 300 tanesi davaya dönüştü.

Yenişafak Gazetesi hakkında bin soruşturma açıldı, 95′i soruşturmaya dönüştü.

Vakit Gazetesi hakkında 350 soruşturma açıldı, 200 tanesi davaya dönüştü.

Bu bir kaçış değil, mücadelem devam edecek
ŞAMİL TAYYAR (Star Gazetesi yazarı)

“Son zamanlarda yargı kuşatması artmıştı. Ayrıca hükümet basın özgürlüğü alanında düzenleme yapma sözünü yerine getirmedi. Biz hapis cezasının kaldırılacağını beklerken ceza artırımı getirileceğini duyduk. Bu benim cezalarıma karşı bir reaksiyon değil. Mağdur olan ve yakın gelecekte mağdur olacağını tahmin ettiğimiz gazetecilerle ilgili bir protesto. Sesimi kesmiş değilim, hakkımı arayacağım, mücadeleden vazgeçmeyeceğim. Yargıdan çok fazla bir şey beklemiyorum. Çünkü Ergenekon’la ilgili yazı yazan arkadaşlara yönelik baskının bilinçli olduğunu düşünüyorum. O yüzden beklentim yok. Siyasî iktidarın Basın Kanunu ve TCK ile ilgili adımları hızlı atması gerekir.”

Amaçları gazetecileri yıldırmak
BÜŞRA ERDAL (Zaman Gazetesi yargı muhabiri)

Ergenekon soruşturmasını yürüten Zekeriya Öz’ün de aralarında bulunduğu savcı ve hakimlerin aleyhine haber yapan gazeteciler hakkında bir kez bile suç duyurusunda bulunmamasına karşın tahliye kararları ile eleştirilen hakimlerin dava girişimleri şaşırtıcı. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi Oktay Kuban, -ki kendisi mahkeme heyetlerinin tutuklama kararı verdiği Balyoz soruşturmasının 19 şüphelisini bir anda tahliye ettiği için kendi mahkeme heyetince ‘keyfi ve hukuka aykırı’ davranmakla suçlanmıştı- tahliye kararlarını eleştiren haberlerimize dava açtırdı. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi hakimleri Yılmaz Alp ve Tuncay Aslan da tahliye haberleri için basın savcılığına suç duyurusunda bulunurken aynı zamanda kendi görev yaptıkları Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’nde de ‘hakimleri terör örgütüne hedef göstermek’ suçlamasıyla dava açtırdı. Hakim Aslan, asliye ceza ve Ağır ceza mahkemesindeki davalarla yetinmeyip bir de tazminat davası açtı.

Yasal önlem alınmazsa Tayyar yalnız kalmayacak
ADEM Y. ARSLAN (Bugün Gazetesi Ankara Temsilcisi)

Bu tip davalar sansür amaçlı davalar. Düşünün ıslak imza davasıyla ilgili Dursun Çiçek belki beraat edecek, onu haber yapan gazeteciler mahkum olacak. Tezat bu kadar büyük. Şikayet yoksa bile savcıların açtığı yayın yasağını ihlal ve gizlilik davaları 5 bini geçti. Amaçları, Heron skandalları, Ergenekon ya da birtakım çete davalarında Kafes’ler, Poyrazköy’ler tartışılmasın. Şamil Tayyar’ın yazılarına ara vermesi başarıya ulaştıklarının göstergesi. Eğer hükümet gerekli yasal düzenlemeyi yapmazsa iddia ediyorum; önümüzdeki yıl başında bir darbe toplantısının görüntüleri ortaya çıksa bile bunları yazamayacağız, tartışamayacağız. Bu cezalar yargının basın üstündeki sansürü haline dönüşmüş durumda Şamil Tayyar yalnız kalmayacak.

Hâkim, ‘Bunların hesabını vereceksin’ dedi
DİCLE BAŞTÜRK (Taraf Gazetesi muhabiri)

Ergenekon soruşturmasını takip eden gazeteciler olarak gelişmeleri kamuoyuna aktarıyoruz. Soruşturma kapsamında açılmış davaları izlerken, zaten duruşmada var olanları yazıyoruz. Ancak arkasından ya savcılık olsun ya da habere konu olan aktörler olsun bize dava açıyor. Elliden fazla davası olan muhabir arkadaşlarımız var. Ben henüz sayı olarak onlara yetişemesem de bu konuda açılmış davalarla habercilik anlamında önümüze ket vurulmaya çalışıldığını düşünüyorum. Sanki bu derin yapı, kamuoyunun bilgilendirilmesini de bu anlamda engellemeye çalışıyor. Artık hakimler de dava açmaya başladı. Hatta bir hakimin benimle “Bunların hesabını soracağım” şeklinde tehdit vari konuşmasını bile yaşadım. Habercilik anlamında bir dezenformasyona neden oluyorsak tabii ki yargı önünde hesaplaşmaya hazırız. Ama açılan davaların çoğunu açıkçası komik buluyorum.

Kas
11th

Albay Dursun ÇİÇEK Adliyede

Posted by MotheuS

İrtica ile Mücadele Eylem Planının altında imzası olduğu öne sürülen Kurmay Albay Dursun Çiçek Beşiktaştaki İstanbul Adliyesi’ne geldi. Çiçek ile birlikte 5 asker daha adliyeye geldi.
“İrtica ile Mücadele Planı” altında ıslak imzası bulunduğu iddia edilen Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara ifade vermek üzere saat 10.15′de Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne geldi. Çiçek’in getirildiği minibüste 5 kişi adliyeye geldi. Bu kişilerin ise, Poyrazköy’de ele geçirilen silahlara ilişkin soruşturma kapsamında adliyeye getirildikleri öne sürüldü.

Soruşturmayı yürüten savcılardan Zekeriya ÖZ Çiçek’in ‘Zorla getirilmesini’ istediklerini ancak gelmediğini bildirmiş, Çiçek’in avukatı Mustafa ÇEVİK ise, “müvekkilinin davet edildiğinden geç haberi olduğunu” söylemişti.

-sohbet siteleri mirc cinsel sohbet-