Tem
17th

Arınç, son ankette oy oranlarını açıkladı

Posted by MotheuS

 Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, partisinin oy oranlarına ilişkin, ”Biz yüzde 40′ların çok üstündeyiz, buna inanın”  dedi.

Bülent Arınç, CNN Türk televizyonunda canlı yayımlanan ”Ne Oluyor?” programında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. 

Arınç, bir gazetecinin muhalefet partilerinin referandumu, hükümete karşı bir güven oylamasına karşı dönüştürmeye çalıştığına ilişkin sözlerine ‘halkın kafasına karıştırmaya gerek olmadığı” karşılığını verdi.

Arınç, ”Partinizin sık sık kamuoyu yoklaması yaptırdığını biliyoruz, son rakamlar nelerdir?” şeklindeki soruya karşılık, ”Seçimle ilgili biz 40′ların çok üstündeyiz, buna inanın. CHP açısından değerlendirdiğiniz de CHP, Sayın Deniz Baykal ile yüzde 20-22 bandına yerleşmişti. Kılıçdaroğlu’yla yüzde 25-26′ları gördü ama yüzde 30′ları 32′leri görmedi…” dedi.

-”ÇOK İYİ NİYETLİ BİR İŞ OLMADIĞINA YÜREKTEN İNANIYORUM”-

Arınç, ”Suikast iddiaları ve yapılan soruşturmalara ilişkin” bir soruya karşılık da şunları kaydetti:

”Bu konu üzerinde ben bugüne kadar pek çok defalar konuştum, yani olayı çok karikatürize eden siyasetçiler de oldu, ”kozmik odalar kozmik patates çıktı’ diye, grup toplantısında Sayın Baykal’ı hatırlıyorum, pek patates olmadığı anlaşıldı, buna benzer çok hadiseler oldu… Anlaşıldı ama gören gözler bunu bilir, bugünlerde yayınlanan pek çok kayıtlarda da pek çok iddialarda da gerçi yüksek tirajlı gazetelerin büyük bir kısmı bunu paylaşmasa da bazı televizyon ekranları herhalde korktukları için bunları yayınlamasalar da, bir şeyler olduğunu, birilerinin bir şeyler yapmak istediğini, bunun için organize hale gelmiş olduklarını hissediyoruz, görüyoruz, duyuyoruz, bu çok şey değil, herkesin hissetmesi gereken bir şey ama buna sadece benimle ilgili bunlar pek çok kayıtlardı ama sadece benimle ilgili hadise olarak olaya bakmamak lazım, öylesine vahim olaylar ve iddialar var ki benimle ilgili iddia sadece bunlardan birisi.

Ben kendi şahsımı, nefsimi, hayatımı, emniyetimi elbette düşünürüm ama Türkiye’de olan bitenlere, yapılması istenenlere bakılırsa benimle ilgili olan olay belki onların en küçüklerinden bir tanesidir, o tarihte ben Manisa’daydım. Olduğunu duydum geldim, bununla ilgili açıklamaları da yaptım yüreklilikle samimiyetle daha doğrusu sonra zor bir süreç başladı, aramalar, aramalardan ne çıktığını bilmiyoruz, aramalara hakimler zor sokuldu, şartlar ağırlaştırıldı, bunları basından takip ettik, ben ne savcıyı tanırım ne hakimi tanırım, kendim de yıllardan beri hukukla iç içeyim, yani ‘benim şöyle bir olayım var, ne yapıyorsunuz desem?’ bunun yanlış anlaşılacağını, birileri tarafından kullanılacağını bilirim, o savcı da beni görse tanımaz, ben de görsem tanımam doğrusu. Hiç bir şekilde irtibatım olmadı, ne yaptığını da bilmiyorum. Ama duyabildiğim, hissedebildiğim şeyler şüphesiz, hayatıma kastedebilecek bir eylem değil, o günkü olan olay, yani bulunmuş iki kişi, üzerlerinden farklı hüviyetler çıkmış, kiralanmış araçlarla bir adres tespitine yönelmiş bir eylem gibi, önce inkar edildi sonradan da bizzat Sayın Genelkurmay Başkanı ‘işte dışarıya bilgi sızdırdığı iddia edilen birisi ile ilgili olarak bir inceleme yapıyorlardı, talimatı da ben vermiştim’ dedi. O zaman anlaşıldı ki bir eylem var. Bu bana yönelik mi bir başkasına yönelik mi onu ancak yargı çözecek, o zaman savcının bulabildiği veya mahkemeye sevk ederken kullandığı deliller yine gazetelerde yer aldı, sayı sekize çıktı bildiğim kadarıyla, Sayın Hayati Yazıcı, Sadullah Ergin ve Meclis Başkanıyla da bağlantılı bir istihbarat olduğu söylendi…

Şimdi ben sabırla bekliyorum, sabırla bekliyorum ne olacak savcı elindeki delilleri yeterli görürse bir amme davası açacak, yeterli delilleri bulmazsa takipsizlik kararı verecek, delilleri buldu dava açtı diyelim, ya beraat ya mahkumiyet kararı verecek. Ben bekleme noktasındayım, ben Sayın Başbuğ gibi çok merak da etmiyorum, çünkü benimle ilgili olduğu söylenen, benim başıma geldiği iddia edilen bu olayın onlarcası, belki yüzlercesi başkalarının başına geliyor. Burada Bülent Arınç’ın ağırlığı nedir ben o tarafta değilim. Ben Türkiye’de bir insan nasıl böyle bir eylemle irtibat kurulabilir onun merakı içerisindeyim, diyelim ki mahkeme beraat verdi, takipsizlik oldu ve dosya hukuk açısından kapandı, mesele bitmiştir benim açımdan, ne müdahil olurum ne arkasını takip ederim ama içimdeki kuşku devam eder. Çünkü ben bu olayın içerisinde çok iyi niyet olmadığına ve yapılmak istenenin de çok iyi niyetli bir iş olmadığına yürekten inanıyorum. Ne yapayım ki kalbim böyle söylüyor…”

Nis
15th

Arıç’tan Yüksek Yargıya hodri meydan

Posted by MotheuS

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, HSYK Başkanvekili Kadir Özbek’in Pakistan’ın yüksek yargı mensuplarıyla ilgili sözlerine Türkiye’nin geçmişini hatırlattı ve yargının daha da yıpranmaması için çağrıda bulundu.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Kadir Özbek’in, ”Pakistan’da Anayasa değişikliği üzerine yüksek yargı mensuplarının istifa ettiği” örneğini vermesini eleştirerek, ”Pakistan’daki yüksek yargıçların soylu davranışlarını Türkiye’de biz geçmişte görmedik. Siz bunu yapacak cesarette de değilsiniz. Mesela yasama organına karşı ‘yaptığın yanlıştır, bu yanlışlığa tepki olarak ben istifa ediyorum’ dese, bu tebrik edilecek bir davranış olur” dedi.

Bakan Arınç, Kanal A televizyonunda canlı yayımlanan ”Görüş Farkı” programında soruları yanıtladı.

Basın sektörüne ilişkin sorular üzerine Arınç, medyanın son yıllarda çok daha özgürleştiğini, artık basında çok seslilik olduğunu, kimsenin, kimsenin güdümünde olmadığını söyledi.

TRT ile ilgili eleştirilere de yanıt veren Arınç, TRT’nin özerk bir kurum olduğunu, kendi kanunu içinde yönetildiğini belirterek, TRT’nin hiçbir atamasına, onayına karışmadığını ifade etti. Arınç, TRT’nin son yıllarda haber yapmaya başladığını, işini iyi yapan bir kurum haline geldiğini kaydetti.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Anayasa değişikliğiyle ilgili teklifini samimi mi bulmadınız” sözleri üzerine Arınç, Baykal’ın Anayasa değişikliği gündeme geldiğinden bu yana neler söylediğine baktığını ifade ederek, Baykal’ın basın açıklamaları ve gruptaki sözlerini okudu.

”Şu laflara bakın, bunlar yenilir, yutulur şeyler değil” diyen Arınç, Baykal’ın, zamanında tüm Anayasa değişikliği için eleştiriler yönelttiğini, bu Meclisin yeni Anayasa yapamayacağını söylediğini aktardı. Arınç, ”Bunları söyleyen ve cepheden hepsine karşı çıkan Baykal ve aynı sözleri tekrarlayan parti yöneticileri şimdi Anayasa değişikliğinin toplumsal desteğinin farkına vardılar. Referanduma gittiği takdirde büyük ölçüde halk tarafından destek görecek. Bu, CHP için bir korku” dedi.

Baykal’ın teklifinin, 3 maddeyi değil, 3 konunun Anayasa değişikliği teklifinden çıkarılması olduğunu söyleyen Arınç, bu 3 başlığın 11 maddeyi içerdiğini anlattı. Arınç, ”Bu samimiyetsizliktir, burada siyasi manevrayla yola çıkıyorlar” diye konuştu.

-”ESKİ BRİFİNGLERİ HATIRLAYARAK İÇ ÇEKİYORLAR”-

Arınç, Anayasa değişikliyle ilgili yüksek yargı organlarından da eleştiriler geldiğinin belirtilmesi ve Ankara Adliyesinde yüksek yargı organlarının başkanlarının katıldığı toplantının hatırlatılması üzerine, Anayasa Mahkemesinin haklı olarak sustuğunu, Yargıtay, Danıştay başkanları ve HSYK Başkanvekilinin ”hiç durmadan, bir taraftan da YARSAV’ın desteğini alarak, her gün bir siyasetçi gibi konuşmalar yaptıklarını” söyledi.

Bülent Arınç, şöyle devam etti:

”Eski brifingleri hatırlayarak iç çekiyorlar, ‘Ah nerede o eski brinfingler’ diyerek… Bu tür toplantılarla göz dağı vermek istiyorlar. Parlamentoya ve iktidara göz dağı vermek istiyorlar. Söyledikleriyle Sayın Baykal’ın söyledikleri tıpa tıp örtüşüyor. Bu çok yanlış. En azından sizin haklı gerekçeleriniz olsa bile bunları bir yargı mensubu olarak ve sadece yargı açısından meseleye bakarak söyleyebilirsiniz. Bir siyasetçinin söylemlerini arkadan destekleme anlamına gelebilecek bir davranışın elbette bir yargı mensubu için yanlış olduğunu söylemeliyim. Konuştukça ve eylem yapmaya kalktıkça perişan oluyorlar ve ben bir siyasetçi olarak yargının bu duruma düşmesinden son derece üzülüyorum.

En son güya hakim ve savcıların ihtiyaçlarını dinlemek üzere bir toplantı yapacağız dediler. Bindirilmiş kıtalar geldi içeriye ama yargının kendi içinden derdini anlatmak isteyenler de geldi. Görüldü ki mizansen farklı, isyan ettiler, karşı çıktılar ve o toplantı deşifre oldu. Mahcup da oldular.”

-”BÖYLE YÜKSEK YARGI MI OLUR”-

HSYK Başkanvekili Kadir Özbek’in okuldan sınıf arkadaşı olduğunu belirten Arınç, ”Bu durumlara düşmesini hiçbir zaman arzu etmem” dedi. Özbek’in, ”Pakistan’da darbeyle iktidarı ele geçiren General Ziya Ül Hak’ın hazırlattığı Anayasa üzerine yüksek yargı mensuplarının istifa ettiği örneğini verdiğini” anımsatan Arınç, şöyle devam etti:

”Amin demek lazım buna. Ne kadar soylu bir davranış ama bunun Türkiye örneğine rastlayabilir miyiz? 1960′ta, 1980′de yüksek yargıçların darbeyi yapanlara karşı bir yüz ekşitmesi bile olmadı. Hatta Anayasa Mahkemesi üyeleri ziyarete gittiler, kendilerini kutladılar. Hatta yargı mensupları ve hukuk fakültelerindeki pek çok profesör ‘nasıl bir Anayasa istersiniz’ diye sipariş aldılar.

Pakistan’daki yüksek yargıçların soylu davranışlarını Türkiye’de biz geçmişte görmedik. Sen bugün yasama organına karşı bunu söylemek istiyorsan bu yanlış bir benzetme olur. ikincisi, siz bunu yapacak cesarette de değilsiniz. Mesela yasama organına karşı ‘yaptığın yanlıştır, bu yanlışlığa tepki olarak ben istifa ediyorum’ dese, bu tebrik edilecek bir davranış olur. Hadi bakalım, ima edildi ama ertesi gün dönüldü. Böyle yüksek yargı mı olur Allah aşkına.”

-”MİLLETLE Mİ KAVGA EDECEKSİNİZ?”-

Yasama organının, HSYK’nın, Anayasa Mahkemesinin yapısını nasıl isterse öyle yapacağını, Anayasa’nın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddeleri dışındaki tüm maddeleri değiştirebileceğini belirten Arınç, şunları söyledi:

”(Sen benim bu yetkime karışamazsın beyefendi) demek mecburiyetinde kalıyorum. Yargıya tavsiyem, daha fazla yıpranmayın. Hiçbir itibarınız neredeyse kalmayacak duruma düştünüz. Her gün konuşmayın, her gün siyaset organına dil uzatmayın, her gün yasamanın görevine müdahale edecek davranışlarda bulunmayın.

Diyelim ki bu referanduma gitti ve millet buna büyük ölçüde ‘evet’ oyu verdi. Milletle mi kavga edeceksiniz? Sizin her kararınızın üzerinde ‘Türk Milleti adına yargılama yetkisine sahip mahkeme’ yazıyor. Millet öyle karar verince sen kararlarını değiştirecek misin? Böyle bir şey olabilir mi?”

Arınç, ”(Eski brifingleri hatırlayıp iç çekiyorlar) dediniz. 28 Şubat özlemi mi var?” sorusuna karşılık, ”Elbette. Birileri onu bekliyor. Çünkü 28 Şubatta asker brifing veriyordu, yüksek yargı mensupları da ilk sırada, ayakta onları alkışlıyordu. Bu tabloların vakti geçti. Türkiye artık yeni bir Türkiye” dedi.

Herkesin Anayasa’ya bağlı kalacağını, Anayasa ne emrediyorsa onu yapacağını ifade eden Arınç, şunları kaydetti:

”Herkes bu ülkede kurumların, kurulların Anayasa çerçevesinde nasıl çalışması gerektiğini bilecek. O yüzden, adını brifing koymamışlar da görüş alışverişi ama siz orada başka şeyler konuşuyorsunuz. Siyasi iktidarı, yürütmeyi hasım gibi görüyorsunuz. Yasamaya ’senin aklın ermez bu işlere’ diyerek, aba altından sopa gösteriyorsunuz. Siz bu milletin içinden çıktınız, yargı mensubusunuz. Sizin hakimliğiniz kadar benim de avukatlığım var.”

-”KENDİ İÇİNİZDE ÇEKİŞME VAR”-

”Köşk’teki yargı zirvesinde bir uyum yakalanmıştı. Sonra ne oldu sizce?” sorusuna Arınç, ”Statükonun devam etmesini istiyorlar. Al gülüm, ver gülüm” karşılığını verdi.

Anayasa Mahkemesi, HSYK, Avrupa ülkelerinde nasılsa bunların örnek alınmasını istediklerini söyleyen Arınç, ”Böyle devam edemiyor. Kendi içinizde çekişme var. Taraf tutmak var. Bir savcı görevini yaparken, birisinin şikayeti üzerine mesleğinden atılabiliyor, açlığa mahkum ediliyor ve kişinin başvuracağı hiçbir yargı mercii yok. Buna vicdan katlanır mı? Şimdi diyoruz ki meslekten çıkarıyorsanız, yargı yolu açık olacak” dedi.

Yüksek Askeri Şura kararlarına karşı da yargı yolunun açılmasını istediklerini anlatan Arınç, ”Birisinin ilişiğini kesiyorsanız o insan gözyaşı döküyor, ‘bana savunma hakkı verin’ diyor. Bu feryatlara kulak tıkayabilir miyiz?” diye konuştu.

Arınç, HSYK’nın meslekten atılma kararlarına karşı da yargı yolunun açılacağını ifade ederek, ”Savcılar arasında ayrım yapamazsınız” dedi.

HSYK tarafından meslekten ihraç edilen Şemdinli Savcısı Ferhat Sarıkaya’yı örnek gösteren Arınç, ”Bir savcı görevini kötüye kullandı, neden? Bir asker kişi hakkında şöyle bir niteleme yaptı. Adamın nerede olduğu belli değil, geçenlerde bir avukatın yazıhanesinde haftalıkla çalışırken buldular. Vicdanlar bunu kabul edebilir mi?” diye konuştu.

”Bu düzenleme geçerse Ferhat Sarıkaya göreve dönebilir mi?” sorusuna Arınç, ”Bu düzenleme Anayasa değişikliğidir. Bence bundan sonrası için. Geçmişte olanlara bir iade-i muhakeme yolu sanmıyorum ki açılabilsin” yanıtını verdi. (daha fazla…)

-sohbet siteleri mirc cinsel sohbet-