Nis
28th

Eşine Kızan Kadınlar Bakın Neler Yapıyor

Posted by MotheuS

Eşinizle tartışsanız ya da ona canınız sıkılsa ne yaparsınız? Ya oturur saatlerce ağlar ya da bir an evvel kendinizi uykunun kollarına bırakıp her şeyi unutmak istersiniz. Ancak bu durumlarda dâhiyane fikirler üretenler de var
Eskiden eşine kızdığında bir iki gün küs kalan kadınlar, artık en ufak bir tartışmada kendini alışveriş merkezlerine atıyor. İhtiyacı olan olmayan her şeyi alıyor. Sadece alışveriş yapan değil, doğalgazın derecesini yükselten de var, kullanmadığı halde evi kozmetik ürünlerle dolduran da. Uzmanlara göre bu tür davranışların sebebi sorunlarla mücadele etme gücünün eksikliği ve bireyin içindeki değersizlik duygusu.

Eşinizle tartışsanız ya da ona canınız sıkılsa ne yaparsınız? Ya oturur saatlerce ağlar ya da bir an evvel kendinizi uykunun kollarına bırakıp her şeyi unutmak istersiniz. Ancak bu tür durumlarda dâhiyane fikirler üretenler de yok değil.

Bilim adamı Marin Soljaci, eşinin, şarjı biten cep telefonundan çıkan sinyal sesiyle uykusunun bölünmesine hayli kızmış, bunun üzerine geçtiğimiz yıl kablosuz elektrik iletim sistemini geliştirmişti.

Bazı kadınlar ise eşlerine sinirlendiğinde çok daha farklı davranmayı tercih ediyor. Bu tür durumlarda kadınların alışveriş yaptığını biliyoruz. Meğer daha ilginç yöntemlere başvuranlar da oluyormuş.

Kimisi kocasına kızdığında kuaföre gidip baştan aşağı bakım yaptırıyor, bazıları da elektriği, suyu daha müsrif kullanıyormuş. Evlilik Terapileri Enstitüsü psikologlarından Ayşe Özden, kadınların bu tür davranışlarla değiştiremedikleri koşullar yerine kolaylıkla değiştirebilecekleri şeylere yönelerek geçici olarak rahatladıkları görüşünde. Yani her bir anlık sinirle böyle tepkiler verilse de sağlıklı bir yol değil. Peki, kadınlar en çok neye sinirleniyor ve hangi durumlarda nasıl davranıyor?

Kadınları en çok eşlerinin eve geç gelmesi sinirlendiriyor

Gözlemlerimize göre kadınları alışverişe ya da herhangi bir sebeple para harcamaya iten en önemli sebep, eşlerinin eve geç gelmesi ya da akşamları arkadaşlarıyla vakit geçirmeleri. Görüştüğümüz kadınlar soy isimlerini vermemizi istemiyorlar ama hikâyelerini paylaşıyorlar bizimle. İşte birkaç örnek:

İhtiyacım olmayan şeylere hayır diyemiyorum: Eşine kızan kadınların genel eğilimi alışverişten yana. Bu kadınlardan biri de bir yıllık evli olan Seda Hanım. “Eşime kızınca alışveriş yapıyorum, lazım olmayan şeylere bile hayır diyemiyorum, ‘Benim ona ihtiyacım var deyip’ sarılıyorum.” diyor Seda Hanım.

Doğalgazı açıyorum: Bir çocuk annesi Gülşah Hanım, 3 yıldır evli. Eşine öyle kolay kolay sinirlenmediğini ve çok fazla tartışmadıklarını söylüyor. Ancak kocasının geç saatlere kadar çalışması, onu çok mutsuz ediyormuş. “Evimiz kolay ısınmamasına rağmen ekonomi yapalım diye doğalgazı çok fazla açmıyoruz.” diyen Gülşah Hanım, eşi geç saatlere kadar çalıştığında doğalgazın ayarını yükselttiğini söylüyor.

Eşime kızdığımda bulaşık deterjanını çok kullanıyorum: Bahar Hanım, evleneli beş yıl olmuş. Kendisinin iki çocuğu var. Evlilik hayatında en tahammül edemediği şey eşinin akşamları arkadaşlarıyla dışarıya çıkması. Bu durumlarda eşine çok kızdığını, genelde o çıkarken bulaşık yıkıyor olduğunu ve sinirle deterjanı suyun içine boca ettiğini söylüyor. Bahar Hanım, “Kimileri eşinin kredi kartını alır alışveriş yapar, komik ama ben de o an böyle davranarak sinirimi bulaşık deterjanından alıyorum.” diyor.

Ödemeler zorlayınca evlilik daha problemli hale geliyor
Alışverişle ya da herhangi bir sebeple para harcayan kadınlar aslında sonrasında işin ceremesini yine kendisi çekiyor. Ödeme günü geldiğinde evde aynı huzursuzluk tekrar yaşanıyor. Evlilik Terapisti Psikolog Ayşe Özden alışveriş hastalığının da tıpkı çalma hastalığı, tıkanırcasına yemek yeme, madde bağımlılığı, aşırı biriktiricilik gibi anormal davranışlarla aynı menşeden çıktığı görüşünde. Birey iç dünyasında derin bir boşluk hissediyor ve bu boşluğu bazı nesne ve eylemlerle doldurmaya çalışıyor. Sonrasında ise geçici bir rahatlamanın ardından suçluluk duygusu yaşıyor. Asıl problemin bireyin içindeki değersizlik ve yetersizlik duygusu olduğunu söyleyen Özden şöyle devam ediyor: “Kadın bu duyguyla baş edemediği için alışverişe yönelmekte, bunun sonucunda ödemelerde zorlanma nedeniyle evlilikleri daha problemli hale gelmektedir.”

Erkekler sonuca değil, kadını bu noktaya getiren sebeplere bakmalı
Efkan Yeşildağ (Aile Danışmanı): Aslında burada kısır bir döngü söz konusu. Kadınlar alışveriş yaptıkça onların ihtiyaçlarını daha çok karşılamak için erkekler de daha fazla çalışıyor. Onlar çalıştıkça da kadınlar ilgiden yoksun kaldığı için kendini manen daha değersiz hissediyor. Bu döngü böyle devam ediyor. Ortaya bir güven problemi çıktığından ilişkiler de ciddi şekilde yaralanmış oluyor. Beyler de bazen “Ben bu kadar çalışıyorum gece gündüz, çocuklarıma vakit ayıramıyorum, sense hoyratça harcıyorsun.” gibi bir tavır içine giriyor ve ikinci bir hata yapıp sonuca bakarak eşine yükleniyor. Yine çatışmalar başlıyor. Erkeklerin yapması gereken şey sonuca değil de kadını bu noktaya getiren sebeplere bakmak. Erkek açısından da bu çok zor bir durum. Her babaya, her kocaya sorsanız “Ben çoluk çocuğumun rızkını helal yoldan kazanmak için çalışıyorum.” diye kendini savunacaktır. Ama hiçbir davranış sebepsiz değil. Yani erkek de bazen maddi ihtiyaçlara takılıp eşinin asıl ihtiyaçlarını unutuyor. Önemli olan bizim ne istediğimiz değil, karşımızdakinin ne beklediği.

Nis
28th

Türkiye’nin Suda Doğan İlk İkizleri

Posted by MotheuS

Muğla’nın Marmaris ilçesinde Türkiye’nin suda doğan ilk ikizleri dünyaya geldi.

Özel bir eğitim merkezinde doğal doğum yoga eğitmeni olarak çalışan Lorens Arslan evinde kurulan doğum havuzunda suda ve doğal doğumla ikiz bebek dünyaya getirdi. 2.700 ve 2.800 kg ağırlığında dünyaya gelen ikizlere Kerim ve Alice isimleri konuldu.

Doğumda gözetmen olarak bulunan Dr. Hakan Çoker, “Lorens evde suda doğum yapmıştı daha önce. Türkiye’nin doğal doğum hareketinde çok güzel bir ses getirmişti. Daha sonra iki yıl geçti ikizlere hamile kaldı. Onu da kendi isteğiyle evde ve yine suda doğurmak istedi.

Durum ikizler olunca düşünmek zorunda kaldık. Her şey yolunda gitti ve bebekler sağlıklı şekilde dünyaya geldi. Evin güvenli ortamında doğum yapabileceğimize karar verdik. Biraz hazırlıksız yakalandık. Daha geç bekliyorduk bebekleri. Doğum çok kolay ilerledi. Bebekleri sağlık bir şekilde kendi çabaları ve eşinin çabaları sayesinde doğum yaptı. Ben çok fazla müdahale etmedim” diye konuştu.

İlk bebeğinin ardından ikizlerini de suda ve evde doğuran Lorens Arslan, “Doğum çok spontane gerçekleşti. Cuma, cumartesi ve pazar günü de bir doğum eğitimine katılmıştım. Her zaman doğum eğitimlerine çok önem veririm. Doğum konusunda başkalarına eğitim versem de kendim için bu eğitimlere katılmam gerekliydi. Müthiş bir doğumdu herkese suda olmasa da doğal doğumu öneririm. Evde ve suda doğum yapmak çok daha rahat.” dedi. Baba Günay Arslan ise “İlk çocuğumuzda yaşamış olduğumuz duyguları yeniden tazelemiş olduk. Herkese doğal doğumu tavsiye deriz. Suyun rahatlatıcı etkisi her şeyi daha da kolaylaştırdı” dedi.
(daha fazla…)

Nis
28th

Ali Ekber Çicek Ölüm Yıldönümünde Anıldı

Posted by MotheuS

Sanatçı Ali Ekber Çiçek, ölümün 4. yılında Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Devlet Konservatuvarı Türk Halk Müziği İcra Topluluğu tarafından verilen konserle anıldı.

Sanatçı Ali Ekber Çiçek, ölümün 4. yılında Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Devlet Konservatuvarı Türk Halk Müziği İcra Topluluğu tarafından verilen konserle anıldı.

Öğretim Görevlisi Servet Yaşar’ın hazırlayıp yönettiği Atatürk Kongre Merkezi’nde dün akşam düzenlenen konserde, sanatçı Çiçek’in unutulmaz türküleri, Türk Halk Müziği İcra Topluluğu tarafından seslendirildi.

Konsere konuk sanatçı olarak katılan sanatçı Arif Sağ da Çiçek’in türkülerini yorumladı.

Sağ, konserde yaptığı konuşmada üniversitelerde Türk halk müziği ana bilim dallarının kurulmasının önemine dikkati çekerek, İstanbul’a ilk geldiği yıllarda bağlama çalanlara hapishaneden yeni çıkmış gözüyle bakıldığını savundu.

Sağ, şunları kaydetti:

”İstanbul’a ilk geldiğim 1961 yılında elimize bağlama alıp gezmeye korkardık. Çünkü elinde bağlamayla gezenlere hapse girip çıkmış, denirdi. Çünkü bağlama bir hapishane çalgısı olarak görülürdü. Ama bugün artık gençlerimiz bağlamayı sırtına atıp koltuklarının altına kitapları alıp okullara gidiyor. Bu gerçekten çok büyük bir gelişmedir. Bu Türkiye’deki üniversitelerin büyük bölümünde halk müziğine verilen önemin göstergesidir. Tüm bunlar halk müziği kültürünün dünya çapında gelişmesine katkıda bulunmak demektir.”

Çiçek’in türkülerinden birkaçını seslendiren Sağ, binden fazla kişinin doldurduğu salonda bulunanlar tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.

Konsere Vali Yardımcısı Mustafa Akdoğan, Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, AKÜ Rektörü Prof. Dr. Ali Altuntaş, Cumhuriyet Başsavcısı Nihat Erol ve Hava Meydan Komutanı Hava Piyade Kurmay Albay Cengiz Tatar ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. (daha fazla…)

-sohbet siteleri mirc cinsel sohbet-